Keçid linkləri

logo-print
2016, 03 Dekabr, şənbə, Bakı vaxtı 06:41
TÜRK demokrasisinin zaaflarını eleştiren olduğunda öteden beri söylenen bir söz vardır.

Yarı analiz, yarı mazeret şeklinde. Zaman zaman başkalarından duyar, zaman zaman biz bize telaffuz ederiz:

“Ee burası çok zor bir coğrafya. Komşularımıza baksanıza mesela. Gönül isterdi ki İsviçre, Norveç, İsveç olsun etrafımızda ama onun yerine Irak, Suriye, İran… Demokrasinin esamisinin okunmadığı memleketlerle çevriliyiz. Bu topraklarda demokrasiyi sağlamak ve sağlamlaştırmak kolay iş değil”.

Kısmen doğrudur.

Ancak ifade özgürlüğünün sürekli kısıtlandığı ve bireyin devlet karşısında en ufak bir söz hakkının olmadığı memleketlere sınır komşusu olmak, bize kendi demokrasimizdeki sistematik arızaları, yapısal bozuklukları önemsememek ya da “hoş görmek” hakkını vermez.


Onların talepleriyle şekilleniyor yeni yüzyıl. Üstelik değişime en kapalı, en otokratik ve en durağan zannedilen sistemlerde bile.
Tam tersine, etrafımızda olan biten bir derstir hepimize, görebilen göze.

O ülkelerle aynı yolda gitmemek, onlara benzememek, benzeri kapalı ve baskıcı rejimlere özenmemek için daha çok sebep, ilham ve itki verir.

Eşdeyişle, komşularımız ne kadar antidemokratik ise bizler de, Türkiye olarak, o kadar sağlam ve samimi bir demokrasi olmak durumundayız. Ancak böyle bu bölgede, bu yüzyılda bir fark yaratabiliriz.

Bu çetin çoğrafyada birbiri ardına büyük değişimler yaşanıyor.

Üç ay gibi kısa bir süre içinde nereden nereye gelindi?

Değişim talepleri arttıkça, ne yazık ki baskıcı zihniyyetlerin korkusu da, tepkisi de derinleşiyor.

Ve o zaman hata üstüne hata yapıyor, daha da batıyorlar.

Suriye"de bugün yaşanan budur. Son ayaklanmalarda, güvenlik güçlerinin şiddet kullanması sonucunda 400 kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

Her kapalı toplumda olduğu gibi burda da rakamlar durumu tam aydınlatamıyor.

Konuşulmayan, dışarıya henuz sızmamış çox fazla nokta olsa gerek.

Bununla beraber artık mızrak çuvala sığmıyor. Esad rejimi, telafisi olmayan bir yola girdi. Korkunç bir insanlık ayıbına imza attı.

Time jurnalının "Dünyanın ən nüfuzlu 100 şəxsi" siyahısında birinci sırada - Misir inqilabının əsas adamı - gənc fəal Wael Ghonim yer alır.
Suriye den yepyeni bir Libya çıkarmak yolundadır. Koltuğunda kalabilmek için kendi halkına ateş açan bir yönetim...

Bugün Orta ve Yakın Doğuda sadece krallar ya da siyaset sahnesini hanedanlığa çeviren politikacılar değil tahtından edilen, aynı zamanda köhnemiş bir zihniyyet düşüyor.

Şu ankı ruzgarın nereye kadar eseceğini aslında kimse kestiremiyor.

Tek bilinen şu: artık otoriter sistemler tutunamıyor, ayakta kalamıyor. Halkın, gençlerin, kadınların, demokrasi talebinin karşısında duramıyor.

Dünyaya da. kendi insanına da statükoculuğunu anlatamıyor.

***

Eskiden TİME dergisi en önemli 100 kişi arasında ağırlıklı olarak yöneticileri, iş dünyasını ve ünlüleri gösterirdi.

Dünya meselelerinde ve kamuoyu önünde en çok onların sözü geçer, borusu öterdi. Amma artık devran değişiyor.

Bilmem, dikatinizi çekdimi;şu ankı "Önemli Şahıslar Listesi" çok başka.

Artık düne kadar ismini dahi duymadığımız sıradan vatandaşların, aktivistlerin, öğrencilerin, demokrasiye gönül vermiş gençlerin, Facebook"ta ve internet genelinde demokratik örgütlenmelere imza atan romantik ve idealist bireylerin isimleri var TİME listesinde.

Bu gençler yepyeni bir dönümi müjdeliyor.

Onların talepleriyle şekilleniyor yeni yüzyıl. Üstelik değişime en kapalı, en otokratik ve en durağan zannedilen sistemlerde bile.

Habertürk

Həmçinin oxu
Mən olmayan Əliflər

Günün bütün mövzuları

XS
SM
MD
LG